Halfeti’nin tarihi yazımızda size Şanlıurfa ile Gaziantep arasında kendine yer edinmiş, zamanın yavaş aktığı, huzurun ve hüznün beraber harmanlandığı bir Güneydoğu Anadolu ilçesi olan Halfeti hakkında bilgiler vereceğiz. Bu güzel şehrin kocaman hikayesini sığdırmaya çalıştığımız satırların arasında Rumkale, Eski ve Yeni Halfeti, buraların meşhur çiçeği Halfeti’nin Siyah Gül’ü ve Halfeti’nin hikayesini bulabilecek ve Halfeti hakkında tüm merak ettiklerinize ulaşabileceksiniz. O zaman fazla laf kalabalığı yapmadan başlayalım, önden buyrun. 🙂

 

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin!

Facebook YouTube Instagram

 

Halfeti’nin Tarihi ve Halfeti Hakkında Bilgiler 📝

⒈ Halfeti Hakkında Bilgiler
⒉ Halfeti’nin Tarihi
⒊ Halfeti’nin Hikayesi
⒋ Halfeti’nin Siyah Gül’ü

 Halfeti Hakkında Bilgiler 🏞️

fırat nehri

Halfeti, biraz önce de bahsettiğimiz gibi ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Şanlıurfa’ya bağlı bir ilçemiz. Mezopatamya’nın önemli noktalarından biri olan bu yerleşim yerini biz seyahat severler için çekim noktası haline getiren ve gezi planlarımıza dahil etmemizi sağlayan şey bölgenin önemli bir tarihi geçmişe sahip olması. Bunun yanında çok yakın geçmişte Halfeti’nin büyük bir bölümünün sular altında kalması da bir diğer önemli faktör (Halfeti’nin Hikayesi bölümünde detaylardan bahsettik). İşte bu olay yüzünden ilçe Eski Halfeti ve Yeni Halfeti olmak üzere iki bölümden oluşuyor.

Gezginlerin görmek için can attığı Eski Halfeti’de sanki her şey ağır çekimde ilerliyor. Derin bir sessizlik hakim suların önemli bir kısmını yuttuğu bu şehre. Yeryüzünde geriye kalan ufak bölüm bile aslında sular altında kalmış gibi usulca yaşıyor günleri. Dedik ya zaman yavaş akıyor, o yüzden cittaslow (sakin şehir) ünvanını da vermişler Halfeti’ye. Belki de biz kış mevsiminde gittiğimiz için fazlasıyla tenha yakaladık oraları ama iyi ki de öyle olmuş diyoruz şimdi. Duyduğumuza göre bahar ve yaz aylarında daha kalabalık oluyormuş Anadolu’nun bu eşsiz toprakları.

Uzun lafın kısası biz çok mutlu döndük Halfeti’den. Bize göre ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi zaten hali hazırda büyüleyici bir güzelliğe sahip. Bu kentin hikayesi ve oradaki yaşanmışlıklar ise bu eşsiz güzelliği bir kat daha arttırır cinsten. Tarihin tozlu yapraklarına dek uzanan önemli bir geçmişe, paha biçilemez bir hazineye sahip bu topraklar. Öyle ki; Halfeti’nin tarihini dinledikçe anlatılanlar sizi içine alıyor, okuduğunuz her kelime hayallerinizi süslüyor ve o esrarengiz toprakları gezdikçe gözlerinizi büyülüyor bu şehir.

Tüm bunların yanında hem Şanlıurfa hem de Gaziantep’e yakınlığı sayesinde günübirlik ziyaretler için fazlasıyla elverişli olması da Halfeti’ye ilgiyi arttıran faktörler arasında. (Halfeti’ye Şanlıurfa ve Gaziantep’ten ulaşım hakkında detaylı bilgilerle çok yakında karşınızda olacağız.)

 Halfeti’nin Tarihi 🏛️

halfetinin tarihi

Halfeti’nin tarihi aslında tüm yaşanmışlığı ile beraber Fırat’ın derinliklerinde gizli desek pek yanılmış olmayız. 2000 yılında Birecik Barajı’nın yapımının tamamlanmasıyla çok büyük bir kısmı Fırat Nehri’nin suları altında kalan alan artık Eski Halfeti adıyla anılıyor. Barajın getirdiği sulardan nasibini almayan noktalar da var elbette ancak asıl hazine söz dinlemez suların altında kalmış.

Geçmişten günümüze gelene kadar birçok millete toprak olmuş, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış bu bölge. Ee neresinden baksan Mezopotamya hangi tarafından tutsan verimli topraklar. Bu yüzdendir ki adı üzerinde yaşayan her milletin farklı şekilde isimlendirmesi ile birçok kez değişmiş bu bölgenin. En son Osmanlı Devleti’nin fethetmesi ile şimdilerde de kullanılan Rumkale ve Urumgala isimleri verilmiş ve bu haliyle kalmış.

Bunca senelik yaşanmışlığın izlerini taşıyan Halfeti’de görülecek birçok tarihi kalıntı bulunuyor. Tabi günümüzde bu eserlerin ancak yeryüzünde kalanlarını görebiliyoruz. Hemen hemen hepimizin televizyonlardan görüp artık aşina olduğu sular altında kalan cami ve onun minaresi, Rumkale ve asma köprü Halfeti’de gezilecek yerlerin en meşhurlarından. Elbette sadece bu kadar değil ancak bu konuyu bir başka yazımızda detaylıca ele almak üzere önümüzdeki yazılara bırakıyoruz. 🙂 Şimdi Halfeti’nin hikayesinden ve meşhur siyah gülünden bahsedeceğiz.

 Halfeti’nin Hikayesi 📖

halfetinin hikayesi

Halfeti’nin hikayesi bizce çok dokunaklı.

Düşünsenize, yaşadığınız yer, kültürünüz, mahalleniz, yerli yerine oturttuğunuz eşyalarınız ve tüm bunların arasında belki de en önemlisi anılarınız bir gün sular altında kalıyor. Geriye tutunabileceğiniz hiçbir sokak köşesi, bahçe ya da çocukların seksek çizip oynadığı yollar kalmıyor. Yaşanmışlıklarınız bir bir elden giderken, siz ise suyun üzerinde anılarınıza tamamen yabancı bir yere taşınmak zorunda kalıyorsunuz. Çok özlediğinizde eski günlerinizi yapabileceğiniz tek şey karanlık suların altında kalan şehrinizi uzaktan seyredebilmek oluyor.

İşte tüm bunlar çok yakın bir geçmişte, yaklaşık 20 sene önce yaşanmış bu topraklarda. “Halfeti’nin Tarihi” bölümünde de bahsettiğimiz gibi 2000 yılında Birecik Barajı’nın yapılması ile beraber hatıralarını teslim etmiş Fırat Nehri’ne şehrin insanları.

Olay gerçekleşmeden önce Mezopotamya’nın bu verimli topraklarında yaşayan halka evlerinden, yurtlarından ayrılmaları için yüksek miktarda paralar verilmiş. Bir çoğu istemeye istemeye kabul etmiş ve gitmişler… Oysa ki bu topraklarda yetişmeyen meyve, verim vermeyen ekin yokmuş. Batık şehrin ardından yeni yerleşilen toprakların gülü de kara renkte bitmiş, kara günleri unutmayın dercesine.

Biz buraya kadar kendimizce özetledik ama tekne turu sırasında uğrayacağınız Savaşan Köyü aslında Halfeti’nin hikayesini en güzel anlatan yerlerden biri. Yarısı suyun üstünde duran, nehrin hüküm giydiremediği dimdik bir minare var burada, aşağıdaki şehrin varlığını kanıtlamak ister gibi orada öylece sizi bekliyor.

 Halfeti’nin Siyah Gül’ü 🌹

halfetinin siyah gülü

‘Güneydoğu’nun içinde Fırat Nehri’nin kenarında bir gül’ diyoruz Halfeti’ye biz. Çünkü bu topraklar tarihi, güzelliği ve meşhur batık şehri kadar asalet ve keder sahibi Siyah Gül’ü ile de ünlü.

Bölgenin sadece belli noktalarında yetişen Siyah Gül’ün tohumunu alıp başka yerlere götürüp ekseniz bile nafile. Ya çiçek yerini yadırgıyor ve hiç tutmuyormuş ya da ortaya çıksa bile siyah renkte açmıyormuş.  Halfeti topraklarından başka yerde çiçek vermeyen Siyah Gül’ün hikayesi dilden dile, kulaktan kulağa yayılarak günümüze şu şekilde ulaşmış:

Bir zamanlar, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan türde, herkesin hayran kaldığı simsiyah bir gül varmış. Bu güle şeytanın gülü denirmiş ve kimse elini sürmezmiş. Yılın belli zamanlarında büyücüler gelir gülün başında ayin yapar sonra giderlermiş. O çevrede yaşayan halkın içinden bir kız bir gün rutin olarak yapılan ayini izlemiş ve büyücüler oradan ayrıldıktan sonra gülün yanına gitmiş. Gül rahat durmamış tabi. Saf ve masum köylü kızına madalyon olarak görünmüş. Madalyonu büyücülerin düşürdüğünü sanan kız yine iyi niyetli duygularla onlara geri vermek üzere eline almış.

Bu olay sonrasında bütün halk kızı bir cadı olarak görmeye başlamış ve onu yok etmek için çarmıha germişler. Şeytan gelip kızı kurtarmaya çalışmış ancak başaramamış. Kız oracıkta can verirken, şeytan “kırmızı gül her yerde yetişecek ve aşkı simgeleyecek ancak benim aşkım olan kara gül bu toprakta acı bir iz olarak baki kalacak’’ demiş.

Efsanelere beşiklik eden Halfeti’nin siyah gül hikayesi de burada sona ermiş. 🙂

 

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin!

Facebook YouTube Instagram

 

Bu Yazılarımız da İlginizi Çekebilir

🌍 Kayseri Gezilecek Yerler

🌍 Erciyes Kayak Merkezi

🌍 Yedigöller Gezi Rehberi

🌍 Safranbolu Gezi Rehberi

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.